Zorunlu Kahramanlık: Süper Kadın Sendromu

Günümüz şartlarında kadınların üzerindeki sorumlulukların artmasıyla birlikte bazı sendromlar ve kaygılar da ortaya çıktı. Zaten doğuştan sosyal beklentilerin olduğu, eleştirilmeye, yargılanmaya daha açık olan -buna aslında biraz da maruz bırakılan- bir varlığın; ekonomik gücünü elde etmesi, iş gücünde aktif olması beraberinde özgürlük getirip, hakkını savunan ve  lafı-sözü daha çok dinlenen figürler ortaya çıkarsa da  bazı yüklerin "gene" hep kadınlar tarafından halledilmesi bekleniyor.

Bu terim  ilk olarak 1984 yılında ortaya çıkmış. Üzerinden  geçen 42 senenin ardından, şimdiki zamana baktığımızda özellikle şehir hayatındaki kadınlar adeta görünmeyen birer pelerin takarak hareket ediyorlar. Toplumun beklentileri, ailenin sorumlulukları, kariyer beklentisi, iş hayatı yoğunluğu, annelik derken, kadın büyük bir stres altına giriyor. Her şeyi “mükemmel” şekilde yapmaya çalışmak “süper kadın sendromu”nun en belirgin dinamiklerinden biri. Kısaca her şeye yetişip, halledip bunu da hakkını vererek yapma zorunluluğunu üzerinde hissetme hali… Kadının kendini aşırı zorlaması.

Herkes hayatı aynı şekilde algılayacak diye bir durum yok tabii, kimisi yardım istemeyi ya da  “bunu ben yapamam” demeyi de biliyor fakat; kadının doğuştan gelen “görünmez” sorumlulukları, her dakika somut olarak dile getirilmese de “havada adeta bir frekans gibi kendini hissettiren”, omuzlarına dünya tarihiyle birlikte yüklenen “sosyal beklentiler” günümüz koşullarıyla birleşince,  ister istemez çoğu kadın da  görünmez bir pelerinle dolaşıyor.

Süper Kadın Sendromu sindirim problemlerine, kalp rahatsızlıklarına, uyku problemlerine, anksiyeteye, sinirli olma haline, hafıza sorunlarına, odaklanma güçlüğüne, vücut ağrılarına neden olabiliyor. Bu sendrom günümüzde oldukça yaygın hatta belki de bazı kadınlar bundan mustarip olduklarının farkında bile değiller. Peki bu problemi hafifletmek için neler yapılabilir? Öncelikle zaman yönetiminin çok önemli olduğunun altı çiziliyor.  Stresi en aza indirgemek için çeşitli yöntemlere başvurulabilir; yoga, spor, meditasyon, yürüyüş gibi… Kimi zaman da grup aktivitelerine, çalışmalarına katılmanın,  destek gruplarıyla zaman geçirmenin  bu anlamda faydalı olacağı görüşü hâkim.  Bir diğer önemli hususta sınır çizme meselesi… Yani, her şeyi tek başına yapma kafasından özgürleşmek, alanını belirlemek, sorumluluğu paylaşmak, yardım istemek ve “hayır” diyebilmek.

 

M. Neslihan Perker

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!