Kalp Kırıklığından Ölünür mü?
Geçtiğimiz ay Persepolis'in yazarı Marjane Satrapi 56 yaşında aramızdan ayrıldı ve ailesi ölüm sebebinin “üzüntü” olduğunu açıkladı. Çünkü ünlü yazar, bir yıl önce hem eşi hem de çalışma arkadaşı olan Mattias Ripa'yı kaybetmişti… Yanı sıra, 2012’de yaşamını yitiren dünyaca ünlü Amerikalı şarkıcı Whitney Houston’ı konu alan bir belgeselde, sanatçının yanında yıllarca çalışan biri onun için şöyle diyordu: “Whitney kalp kırıklığından öldü.”
Peki insanlar kalp kırıklığından ölür mü? Bu sorun kalıcı iz bırakır mı, yoksa geçici midir? Tedavi edilebilir mi? Ya da kalp krizi zannedilen bazı belirtiler aslında “kırık kalp sendromu” olabilir mi? 1990 yılında Hiraru Sato tarafından keşfedilen ve “Takotsubo Kardiyomiyopatisi” olarak da adlandıran bu sendrom; stres, aşırı üzüntü, kayıp gibi olaylar sonucu ortaya çıkıyor. Etkilenen hastaların çoğunluğunu ise menopoz sonrası kadınlar oluşturuyor. Konuyla ilgili olarak Kardiyoloji uzmanı Profesör Dr. Ahmet Karabulut önemli bilgiler verdi:

“Bu hastalık kalp krizini taklit eder ve hastalarda ani kalp yetersizliği gelişir. Nadir olmakla birlikte, ölümcül ritim bozuklukları gözlenebilir. Hastalıkta temel tetikleyici mekanizma strestir. Korku, kaza, ameliyat, yakın kaybı, aşırı stres veya heyecan bu hastalığı tetikleyebilir. Vücutta ani olarak artan stres hormonları ve adrenalin kalbin uç ve orta duvarlarını etkileyerek kasılmasını bozar. Bu bölgelerde bir anda kasılma durur ve hastada ani kalp yetersizliği gelişir. Temel şikâyet ani gelişen nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, terleme ve göğüs ağrısıdır. Belirtiler kalp krizini taklit eder. Bazı durumlarda şiddetli solunum güçlüğü, tansiyon düşüklüğü, ritim bozuklukları, bayılma ve şok tablosu gözlenebilir.”

“Hastalarda entübasyon (solunum desteği) ihtiyacı olabilir. Hayati risk taşıyan VT (Ventriküler Taşikardi) ya da VF (Ventriküler Fibrilasyon) gibi ritim bozuklukları izlenebilir. Bu ritim bozukluklarında elektroşok uygulanmadığında kalp fonksiyonları durabilir. Bulgular kalp krizi ile çok benzerdir. EKG değişikliği ve kalp enzimlerinde yükselme, kalp krizini destekler. Bu durumu kalp krizinden ayıran temel nokta; kalp damarlarında darlık olmamasıdır. Kasılmayı bırakan kalp bölgeleri, kalp krizlerine göre bir miktar daha farklıdır. Destek tedavisi sonrası çoğunlukla tam düzelme gözlenir. Kalp krizinde ise sekel (kalıcı hasar) gözlenebilir.”

Bu sorunla ilgili olarak dikkat çeken en önemli detaylardan biri ise etkilenen hastaların çoğunluğunun menopoz sonrasındaki kadınlar olması. Dr.Karabulut şöyle diyor:
“Etkilenen hastaların çoğunluğu menopoz sonrası kadınlardır. Bunun sebebi net olarak belli değildir. Ancak menopoz ile değişen hormonsal dengenin kalbi adrenaline karşı daha hassas hale getirdiği tezi öne sürülmüştür. Ayrıca kadınlarda küçük damar hastalıklarının erkeklere oranla daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Yakınlarını kaybeden ve yas tutan kişilerde kırık kalp hastalığı daha sık izlenebilir. ‘Yakının kaybına dayanamadı, kalp krizi geçirdi hayatını kaybetti’ haberlerini sıklıkla okuyoruz. Bu kişilerde kaybın sebebi klasik kalp krizinden ziyade kırık kalp hastalığı olabilir. Kırık kalp sendromunda destekleyici tedavi çok önemlidir. Özellikle şok tablosundaki kişilerin yoğun bakımda takibi, kalbin yükünü azaltacak cihaz ve ilaç tedavisi ile hastalar hastalığı atlatabilir. Hastaların çoğunluğunda ilk hafta sonrası hastaneden taburcu olur ve takip eden 3 ay içerisinde tamamına yakınında düzelme izlenir.”
M.Neslihan Perker


Benzer Haberler
İyi Yaşamın Kişisel ve Finansal Küçük Sırları
Kalp Kırıklığından Ölünür mü?
Uzmandan Kritik Uyarı: Çocuğunuzun Kaygısının Sebebi Siz Olabilirsiniz
Mutlu Evliliğin Sırrı Sandığınız Gibi Değil
Japonların “5 Dakika Kuralı” Hayatınızı Değiştirebilir mi?
Annelik Trendleri: Dünden Bugüne Değişen Rol
“Kimden Çocuk Yaptığın Hayattaki En Önemli Karar”
Pes Edenlerden misin, Savaşanlardan mı? Hayatın Her Alanında Yükselmenin Anahtarı